TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE BOŞANMA SEBEPLERİ

Boşanma Sebepleri
TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE BOŞANMA SEBEPLERİ

Türkiye İstatistik Kurumu (TİK) bilgilerinden de istifade ederek hazırlamış olduğumuz bu makalemizde yürürlükte bulunan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununda (TMK) düzenlenmiş olan; Türkiye’deki boşanma davalarındaki ön görülen sebeplere bu makalemizde değinmeye çalışacağız.

Evlilik eşlerin, hayat boyu süreceği inancı ile kurdukları bir birlikteliktir. Ancak ola ki her şey umduğunuz gibi çıkmadı. Ya sonra?

Türkiye İstatistik Kurumu raporlarına göre boşanmanın ilk olarak en yaygın sebebi “geçimsizlik” dir. Bunu makalemizde anlatacağımız diğer nedenler takip etmektedir. 2004 verileri ile 2013 verilerini karşılaştırdığımızda ve 2013 yılına gelindiğinde Türkiye’deki boşanma oranı 2004 e göre %35’in üzerinde bir artış göstermektedir.

Boşanma, eşlerin ortak yaşamlarına hakim kararı ile son verilmesi şeklinde açıklanabilir. Evlilik gibi boşanma da yenilik doğurucu bir hak olup münhasıran kişiye bağlı bir haktır. Boşanmak isteyen eşin dayanakları yani boşanma sebepleri mutlak ve nispi olmak üzere ikiye ayrılır. Mutlak boşanma sebeplerinde boşanma davasına bakan mahkeme mutlak sebeplerin varlığı halinde evliliğe etkisini incelemeden boşanmaya karar verecektir.

Nispi boşanma sebeplerinde ise; bu nedenlerin evlilik birliğini nasıl etkilediğini, evlilik birliğinin devamını ne derecede güçleştireceğini, hakim boşanma kararı vermeden önce araştırmak zorundadır.

TMK’da boşanma sebepleri şu başlıklar halinde düzenlenmiştir; Mutlak boşanma sebepleri olarak; Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış ve terk mutlak boşanma sebeplerindendir.

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı, evlilik birliğinin sarsılması nispi boşanma sebeplerindendir.

Türk Hukuk mevzuatında düzenlenmiş boşanma sebeplerine biraz daha ayrıntılı bakalım:

  • Zina (TMK 161.maddesi) Evlilik birliği içeresindeyken evli şahsın eşinden başka biri ile cinsel ilişkide bulunması zina sayılır.  Eşlerin karşılıklı olarak sadakat yükümlülüğü aykırı olarak eşlerden birinin eşi haricinde başka bir kimseyle cinsel ilişkide bulunması zina fiilini oluşturacağından eş zina yapan eşi buna sebebe dayanarak boşanma davası açabilecektir.

Ancak bu davayı açma hakkı olan eşin olayın yaşandığı tarihten itibaren toplamda beş yıl geçmemiş olması şartıyla, bu olayı öğrenmesinden başlayarak altı aylık süre içinde boşanma davasını açması gerekmektedir. Ayrıca başka bir husus ise zina olayını yapan eşin diğer eş tarafından öğrenildikten sonra affedilmiş olmaması gerekir.(TMK 161 f 2. Maddesi)

Zina hususunda eşin diğer eşi affetmesi ve evlilik birliğine kaldığı yerden devam etmesiyle artık mağdur olmuş eş aynı zina fiilini ileri sürerek boşanması mümkün değildir.

2001 ile 2014 yılındaki zina sebebiyle boşanma %25’lik artış göstermiş olup 2014 yılında 107 evlilik hakkında sadece zina sebebiyle boşanma kararı verilmiştir.

  • Hayata kast, pek kötü davranış veya onur kırıcı davranış nedeni ile  (TMK 162. maddesi) Eşlerden birinin diğerine öldürmek amacıyla yapmış olduğu eylemler hayata kast olarak nitelendirilir. Boşanma nedenlerinde  her birinde olduğu gibi bu hususta da ispatlandığı takdirde hâkim eşlerin boşanmasına karar verecektir. Buna örnek vermek gerekirse suçüstü halleri veya ilgili sağlık raporları, görülecek olan boşanma dava dosyasına, kesin deliller olarak sunulabilir. Hakim bir ceza yargılaması gibi eşin bu eylemi gerçekleştirirken ki kastına bakacaktır. Fiilin sonucuna ne anlamda ulaşıp ulaşmayacağını değerlendirmeyecektir. Hakim bu duruma, eşlerin evlilik birliği içinde yaşaması beklenemeyeceği yani ölüm tehdidi altın kimsenin yaşamayacağı gerçeği karşısında Hakim boşanmaya karar verecektir. Eşin öldürme amacıyla yapmış olduğu eylemin teşebbüs aşamasında kalmış olması veya bu konuyla ilgili olarak açılacak ceza davası sebebiyle ceza almamış olması veya bir şekilde zamanaşımı, af vb. nedenlerle ceza verilememiş olması halinde dahi boşanma davasındaki diğer eşin hayatına kast ettiği gerçeğini değiştirmeyeceğinden hakimin boşanmalarına karar vermesini engellemeyecektir.
  • Pek kötü muamele, eşin vücut bütünlüğüne  karşı olabileceği gibi eşe karşı manevi açıdan haksız bir eylem şeklinde de söz konusu olabilir. Örneğin eşin diğer eşi aşağılayıcı küfürlü konuşması herkesçe bilinen davranışlara ek olarak eşi aç bırakması, eve veya bir odaya kapatması, dövmesi, ters cinsel ilişkiye zorlaması, aşırı derece cinsel ilişkiye zorlaması ve bunun gibi durumlar pek fena muameleye örnek teşkil edebilmektedir.  Elbette ki hakim bu örneklerde eşin fiili işlerken ki kastına bakacaktır. Kanun koyucu Türk Medeni Kanunu 162.f.2. göre yine “affeden tarafın dava hakkı yoktur.” şeklinde düzenleme getirmiş olmasından ötürü; kötü muamele gören eşin bu hareketten sonra eşinin affedip ilişkisine devam etmemiş olması aranır. Kanunun bu boşanma sebeplerindeki “af” ‘ın şekli açık bir şekilde olabildiği gibi zımnen yani örtülü bir şekilde de olabilir. Yazılı veya sözlü olması da muhtemeldir. Örneğin eşin bu olay sonrası kendi el yazısı ile yazmış olduğu af mektubu yahut açıkça anlaşılmayacak şekilde affedilmiş olan eşle evlilik birliğine kaldığı yerden devam eden  eş de eski tarihli  ve affedilmiş  pek fena muameleye dayanarak açtığı boşanma davasını işbu maddeye dayanarak gerekçelendiremeyecektir.

2001 ile 2014 yıllarındaki istatistiklere bakıldığında %50 oranında artış gösteren hayata kast ve pek fena muamele sebebiyle  boşanma kararı verildiği anlaşılmaktadır.

  • Suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme nedeni ile boşanma (TMK 163 maddesi)
    1. “Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemez ise bu eş her zaman boşanma davası açabilir.“  Elbette ki yüz kızartıcı suçlar bu madde hükmü kapsamındadır. Fakat altını çizerek belirtmek gerekir ki ortada bir suç olması ve eşinin bu suçu işlemesinden ötürü diğer eş için artık birlikte yaşamak çekilmez hale gelmiş olmasının ispatı gerekir.
    2. Bu konuyu değerlendirirken suçun işlenme zamanı önemlidir. Eşin suç işlemesine dayanarak açılan boşanma davasında suçun işlendiği tarih evlilik birliği içerisinde ise ve işlenen suç sebebiyle diğer eş için hayatın çekilmez hale geldiği ileri sürerek boşanma talep edilebilir. Ancak suç tarihi evlilikten önce bir tarihe dayanıyorsa TMK 163’ e dayanarak yani işbu açıklamaya çalıştığımız konuya dayanarak değil, TMK 145’de düzenlenmiş evliliğin yok hükmünde olduğu iddia edilerek dava açılmalıdır. Eşin bu durumdan haberi olmadığı ileri sürülmeli ve evliliğin butlanı savunmasıyla evlilik yok hükmünde olması yolunda dava açılmalıdır.
  • Her topluma göre haysiyet kavramı toplumun coğrafi olarak dağılımında eşlerden birinin namus şeref ve haysiyet kavramları değişiklik gösterebilir. Eşin, anlatıldığı üzere sosyolojik yapıyla bağdaşmayacak, toplumun namus anlayışına aykırı, hayat sürmesini haysiyetsiz yaşam sürme olarak tanımlayabiliriz. Yüksek Mahkeme’de; alkolik, kumarbaz, uyuşturucu madde müptelası olmak, gönül tellallığı yapmayı, fuhuş evi işletmeyi, vb konuları haysiyetsiz bir yaşam biçimi olarak kabul eder.
  • Terk nedeni ile boşanma (TMK 164 maddesi) Terk sebebinin oluşabilmesi için eşlerden birinin evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla  kasten diğer eşi terk etmesi veya hukuka aykırı olarak terk edilmeye zorlanması ya da buna kendi istediği olmadan zorlanması gibi değerlendirme yapılabilir.

Şöyle ki; kişinin aile konutunu ayrılmak kastıyla  terk ederek gitmesi gibi eşin evden ayrılmaya zorlanması veya eve alınmaması da eve giremeyen eş için terk edildiği anlamını taşır. İlgili mevzuata göre bu ayrılık 6 aydan az olmamalı ve terk edilen eşin hakim veya noter aracılığı ile terk eden eşi geri çağırmasına karşın dönmeyen eş aleyhine açılan boşanma davasında mutlak boşanma sebebi olan terk nedeni ile boşanabilirler. Terk’in eşler acısından istisnası askerlik sebebiyle, hastalık sebebiyle cezaevine girmek sebebi gibi konularda kast olmadığı düşünüldüğünden bu ayrılıklar terk sebebiyle boşanmaya dahil sayılmazlar.

  • Akıl hastalığı nedeni ile boşanma (TMK 165) Eşlerden birinin akli melekelerini kaybetmesi yani gayri mümeyyiz hale düşmesi durumunda söz konusudur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken ince husus; eşin evlilik sonrası akıl hastalığının ortaya çıkması durumunda, eşlerin boşanma davası açma sebebi olarak evlilik birliğinin bu sebep nedeniyle çekilemez hale geldiğinin sebebiyle hakim boşanmalarına karar verebilir. Ancak burada önemli olan husus akıl hastalığının sürekliliği değil, eşin akli melekelerinin gel gitli bir durum hali alması sonucunda evliliğin çekilmez hale gelebileceğinden bahisle geçici akıl hastalığının dahi bu sorunu oluşturabileceği ve haklı sebeple boşanma olarak değerlendirilebileceğidir. İspat açısından önemli olan husus; akıl hastalığı iddia edilen eşin hastalığının geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla eş akıl hastalığına dayanarak boşanma davası açabileceğidir. Kanaatimizce belirli bir süreyi kapsayan eşin akıl hastalığı durumunda, boşanma sebebi sayılması için kalıcı bir sorun olması ve bu durumun düzelmesinde imkan bulunmaması aranır ve bu durum kanaatimizce hakkaniyetli değildir. Başka bir deyiş ile İnsan beyni halen sırları çözülememiş bir muamma oluşu karşısında akıl hastalığı teşhisi konulan eşe geçici, örneğin birkaç sene sürecek bir rahatsızlık için diğer eşe boşanma sebebi olarak saymamış olması hakkaniyetli değildir. Yukarıda da belirtiğimiz gibi akıl hastalığı durumu dayalı olarak eşin diğer eşe farkında olmadan dahi cebir ve şiddet kullanması, hayatına kast etmesi evlilik birliğini devam edilemez bir hale sokabilir. Nispi boşanma sebeplerinden olan akıl hastalığının evliliğe etkisini hakim değerlendirerek karar verecektir yine de hakimde kesin kanaat oluşturacak gerekçekçelerle desteklenmesi gerekeceği kanaatindeyiz.
  • Evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile boşanma (TMK 166 )

“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.”

İlgili maddede anlatılmak istenen kısa tabiri ile şiddetli geçimsizlikten bahsedilebilmesi için evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve ortak yaşamın çekilmez hale gelmesi gerekmektedir. Yukarıda belirttiğimiz nispi boşanma sebeplerinin tek başına boşanma davasına dayanağı olması evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispatlamayacaktır. Örneğin; eşin alkol alışkanlığının olması tek başına boşanmaya karar verilmesi için yeterli değildir. Burada aşırı derecede alkol tüketen eşin, diğer eş açısından müşterek hayatlarının çekilmez hale geldiğini ispatlamak gerekir. Ayrıca mevzuatımızda evliliği sarsan davranışların neler olduğunu gösteren herhangi bir düzenleme yoktur.

Evlilik birliğini sarsan ve boşanma nedeni olarak kabul edilen Yargıtay kararları ışığında maddi ve manevi zararlar olarak ayırdığımızda manevi zararlara; küçük düşürmek, iftirada bulunmak, tükürmek, başkalarıyla kıyasta bulunmak, dedikodu yapmak, sadakatsizlik ve iktidarsızlık ile suçlamak, sevgisiz davranmak, cinsel ilişkiden sebepsiz yere kaçınmak, istenmeyen biçimde cinsel ilişkide bulunmak, aşırı kıskançlık, baskı kurmak, beddua etmek, başkası ile dini nikahlı yaşamak, ilgisizlik vb. maddi zararlar ise aşırı borçlanmak, cimrilik, evin müşterek ihtiyaçlarına katılmamak, müşterek sorumlulukları üstlenmemek, diğer eşin çalışmasına izin vermemek vb. nedenlerle özetleyebiliriz.

Tüm yukarıda bahsedilen sebeplerle açılan davanın hakim tarafından red olması halinde ise; red kararının kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin mahkemeden istemi üzerine tarafların boşanmasına karar verilir. Bu üç yıllık süre hak doğurucu süre olup, bu süre dolmadan tekrar aynı sebeple boşanma davası açılamamaktadır. Elbette ki boşanma davasını üç yıl sonra açan eş, geçen 3 yıl (TMK 166/3) içerisinde boşanmak istediği eşi ile ortak hayatın yeniden kurulmadığını mahkemeye ispat etmelidir. (örneğin: eşler başka bir ilde yaşanıyorsa o konuya ait kayıtlar ya da yurt dışına gidilmiş ise pasaport kayıtları vb.)

Özetle, büyük umutlarla başlayan evlilik akdi bir süre sonra çeşitli sebeplerle müştereken beraber yaşamayı güçleştirici bir hal alabilmektedir.

Deneyimlerimize dayanarak; eşler tarafından boşanma kararı alınmadan önce, boşanmaya dayanak oluşturacak emarelerin net bir şekilde ortaya konulmaması veya mevcut delillerin zamanında tespitinin yapılmaması sebebiyle boşanma isteyen eş dava sırasında boşanma sebeplerini delillendirmede eksiklikler yaşamaktadır.

Bu aksaklıkların yaşanmaması için; boşanmak isteyen eşin diğer eşe boşanma dileğini beyan etmeden önce bir profesyonele danışmasında fayda vardır.

 

Atty. Murat Serkan Atlı, LL.M.
ATLI & ATLI Law Office
Trump Towers Residence,
34387 Istanbul / TURKEY
www.atli.av.tr / info@atli.av.tr